Kayıtlar

Dünya'nın Sorunları ve Kur'an'ın Çözümleri

  Dünya’nın en büyük sorunları şunlardır: 1-) Küresel ısınma 2-) Savaşlar 3-) Adaletsizlik 4-) Özgürlüklerin daraltılması   Dünya bu sorunlara karşı herhangi bir çözüm bulmuş değil. Hatta sorunları daha da arttırıyor. Bu sorunların çözümü için Yaratıcının kelamına bakmamız gerekir. İlk başta Kur’an’da çevreyi korumaya emreden ayetlere bakalım. 54:49- Biz her şeyi belli bir ölçüyle yaratmışızdır. 55:7- Göğü/Evreni inşa etti ve ölçüyü/dengeyi koydu. 55:8-Düzende azgınlığa gitmeyin. 55:9- Ölçüyü adaletle gözetiniz; ölçüyü kaybetmeyiniz. 55:10- Yeryüzünü tüm yaratıklar için yarattı. 16:12- Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize sundu. Yıldızlar da O'nun emri altındadır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır. 16:13- Ve sizin için yeryüzünde yarattığı rengarenk nesneleri de... Düşünen bir toplum için elbette bunda bir ders vardır. 16:14- O ki denizi emrinize sunmuştur; ondan taze et yersiniz, ondan giyim ve takı için süsler ...

Kur'an'da Şefaat Kavramı

Kur’an’da sanki şefaat konusunda çelişki var gibi gözüküyor. Aslında çelişki olmadığını bilgi eksikliği olduğunu ve Kur’an’da iki tane şefaat vardır. Bu iki şefaate bakacağız. 2:48-Hiç kimsenin başkası adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden şefaatin* kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden korunup sakının. Yukarıdaki ayete göre şefaat yoktur. 19:87-Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat (aracılık) edemez.   Yukarıdaki ayete göre şefaat var. Bu iki ayet görünüşte birbiriyle çelişiyor gibi gözükse de aslında çelişki yoktur. Çünkü Kur’an’da iki tane şefaat vardır.   Bütün şefaat yetkisi Allah’ın yanındadır.   39:44-De ki: "Şefaat etme tamamıyla Allah'ın elindedir. Göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Sonra O'na döndürüleceksiniz.   İlk şefaat olayı gerçeğe tanıklık/söz  etmektir. Kur’an bu şefaatin olacağını bize söylüyor. 43:86-Onların O'nun dışında çağırd...

Bakara Suresi 104.ayet

2:104-Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır. (Diyanet Meali) Yukarıdaki çeviri geleneksel bir sünni çeviridir. ”Bizi gözet demeyin, bize bak deyin” Böyle bir saçma çeviri olur mu ? Gözetmek ile bakmak aynı anlama gelir. Sünni dogmalardan arındırılmış bir şekilde bu ayeti çevirelim. Burada kritik bir kelime “raina” kelimesidir. رعي   kelimesi Arapça dilinde hayvanı korumak/hayvanı gütmek anlamına gelir. [1] Bu kelimeden türeyen “rai” kelimesi vardır. O da çoban anlamına gelir. Raina kelimesi de bize çobanlık et anlamına gelir. Yani ayette “bize çobanlık et” demeyin demektedir. Ayet özgür insanlar olun başınızda bir çoban olmasın demektedir.   Sünniler bu ayeti tahrif ettiler hatta Peygamber adına Kur’an ile çelişen bir hadiste uydurdular. “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erk...

Kur'an'a Göre Müminler Kimdir ?

Kur’an’a göre Müminlerin özelliklerini ve kim olduklarını tanıyalım. Mümin: Güvenilir/Sadık/Gerçeği doğruluyan/Gerçeği onaylayan/Tasdik etmek [1] Müminler en çok Allah’ı sever. (2:165)     Müminler büyük günahlardan kaçınırlar. (42:37) Müminler namaz kılar/dua eder/Allah’a yakarırlar/birbirlerini destekler ve   fakirlere/yoksullara/evsizlere yardım ederler. (8:3) Müminler haksızlığa uğradıkları zaman kendilerini savunurlar. (42:39) Müminler Allah yolunda paraları ve canlarıyla savaşım verirler. (49:15) Yemin/anlaşma yaptıkları kişiler hariç cinsel ilişkiden sakınırlar. (23:5-6) Müminler emanete ihanet etmez ve verdikleri sözü tutarlar. (23:8) Müminler iyiliklerde yarışanlardır; ve onlar iyilik yapmakta öncüdürler. (23:61) Müminler Allah’a ortak koşmaz. (24:55) Müminler bağnaz/yobaz değiller ve her sözü dinler ve en güzeline uyar. (39:18) Müminler   tevbe eden, kulluk yapan, hamd/Allah’a öven/Allah’a şükreden , aktif...

Kur'an'da Astronomi Hatası Var Mı ?

Saffat 6’da geçen “yakın göğü süsledik” diye geçen cümlede bir hata yoktur. Çünkü Kur’an, insanların anlayacağı dilden gönderildiği için insanların dilinden gönderilmiştir. İnsanlar, “gökteki yıldızlar” dediği zaman yanlış mı yapmış oluyorlar ? Google’dan “gökteki yıldızlar” diye arattığınız zaman birçok sonuç çıkacaktır. Kur’an, insanların anlayacağı dilden konuşur. 55:7-52:5-88:18 geçen ayetlerde “rafeaha” kelimesi geçer ve birçok anlama gelir. Arapça kelime olan “rafeaha” kelimesi “bina etmek” anlamına gelmektedir. Bu ayetlerde “bina etmek” diye kelime kullanılması daha iyi olur. Yani ayet şöyle olmalıdır. Evreni bina etti ve ölçüyü kurdu. 13:2-31:10’daki ayetlerde geçen “gökleri direksiz olarak yarattı” kelimesinde ne yanlışlık vardır ? 22:65 ayetinin Arapça’sında “sema” kelimesi geçer ve anlamı “gök/uzay/evren” gibi anlamlara gelir. Sema kelimesi çok geniş bir kelimedir. Uzay anlamınada gelir ve uzay çok geniştir ve birçok anlamlarada gelir. Bu ayette “uzay” kel...